|
Derneğimizin sonraki aktiviteleri:
|
Fikret Başkaya ile 29 Ocak Pazar günü yapacağımız şöyleşi Fikret Başkaya'nın rahatsızlığı ve kar yağışı nedeniyle ertelenmiştir
|
Tüm programa göz at
Doğaya
karıştık, felsefe konuştuk
11 Aralık Pazar günü SED’in açık havaya akan ilk aktivitesi olan “Doğaya
karışmak” gezilerinin ilki Belgrad Arboretumu’na (bitki müzesi) yapıldı.
Oldukça soğuk olan hava göz önünde bulundurulduğunda hiç de fena olmayan bir
katılımla gerçekleşen yürüyüş sırasında verilen kısa yemek molasının
ardından çaylar içildi ve Halil Turhanlı postyapısalcılığın eleştirisi
seminer dizisine yağmur ve soğuk etkisini iyice hissettirinceye kadar devam
etti. Baharda geldiğimizde farkı görebileceğimizden emin ve oldukça keyifli
bir şekilde Belgrad bitki müzesinden ayrıldık. (Halil’le seminerin notlarını
yakında burada okuyabileceksiniz)
Geziden fotoğraflar
Etyen
Mahçupyan’la “Ermeni meselesi” meselesi
14 Aralık Çarşamba akşamı, saat 18:00’de Etyen Mahçupyan’la
“‘Ermeni Meselesi’ Meselesi” başlıklı söyleşimiz vardı. Katılımın yüksek
olduğu ve söyleşi devam ederken de sürekli arttığı söyleşimizde,
Etyen
hem “Ermeni meselesi”nden hem de bunun nasıl mesele haline getirildiğinden
bahsetti. Sohbetin yaşadığımız topraklar yakın zaman tarihinin
ayrıntılarına, Mustafa Kemal mitine, Kemalist-İttihatçı ittifakı olarak
Cumhuriyet’e ve daha pek çok konuya uzandı. İlgi çekici konu soru ve
yorumları artırdı. Soğukların iyice bastırdığı bir İstanbul akşamında, çayla
ısındığımız sohbet oldukça keyifliydi. Hatta, saat 20:30 civarında Etyen
kalkmak zorunda olmasa daha da sürecekti. Söyleşi notlarını yakında
okuyabileceksiniz.
Söyleşiden
fotoğraflar

Foucault
ve Direniş
10 Aralık akşamı saat 17:30’da Ferda Keskin’le Foucault
üzerine seminer dizisinin “Direniş” konulu üçüncü ve son bölümü gerçekleşti.
İlk iki bölümde konuşulanların da kısaca özetlendiği seminerde bugünlerde
çokça gündem olan kimlik politikalarının özgürlük mücadelesine nasıl uzak
düştüğü Foucault’nun “amacımız ne olduğumuzu keşfetmek değil ne olmuş isek
onu reddetmek olmalı” perspektifi üzerinden güncel örnekler ve tartışmalarla
zenginleşti. Seminer notları yakında burada.
Seminerden fotoğraflar
Bir
“devrim” ve şapka-ip ilişkisi
10 Aralık Cumartesi günü Abdurrahman Dilipak ile söyleşimiz
vardı. Belediyenin Beyoğlu’nda yaptığı altyapı çalışmalarından dolayı sık
sık kesilen elektrikler, söyleşi saati geldiğinde de kesikti. Tabii, bu
durumda asansör çalışmayınca Abdurrahman merdivenler çıktı, çıkarken de
sigara içmiyor oluşuna sevindi! Resmi tarihin karanlık yönlerinden birisi
olan, festen şapkaya iktidarların kılık kıyafet üzerindeki denetimlerinden
çeşitli örneklerle bahsedilen “Şapka giymediğiniz için idam
edilebileceğinizi hiç düşündünüz mü?” başlıklı söyleşide, bu topraklarda
“gavur” icadı saydığı şapkayı takmadığı için idam edilen insanlardan, toplu
ibadet yaptıkları için “tarikat olmakla” suçlanan ve ibret-i alem için
meydanlarda sallandırılan ve hiç de istisna olmayıp sayıları Kurtuluş
Savaşında ölenleri geçen İstiklal Mahkemesi kurbanları üzerine konuşuldu.
Söyleşi notlarımızı yakında sitemizde bulacaksınız.
Söyleşiden fotoğraflar
Altın
kaos arayıcısıyla seminerlerin üçüncüsü
9 Aralık Cuma akşamı Gediz Akdeniz’le Kaos Kuramı Arkası
seminer dizisinin “Kritikler” adlı üçüncü ve son bölümü gerçekleşti.
Modernitenin Büyük Ortadoğu Projesi, Irak saldırısı gibi iktidar modellerine
karşı Mezopotamya’nın bu modelleri bozucu dinamiklerinden örneklerin
verildiği söyleşi Yıldız Tilbe gibi popüler kültür alanındaki düzensiz
duyarlı insan davranışlarından renkli örneklerle devam etti. Seminer
notlarını kısa süre içinde sitemizde okuyabileceksiniz.
Bu
topraklarda hapishanenin doğuşu
4 Aralık Pazar günü Gültekin Yıldız ile “Mahpushane: Bu
topraklarda hapishanenin doğuşu” başlıklı söyleşimiz vardı. Gültekin,
dinleyicilere hapishane kurumunun tarihinden bahsederken, aynı zamanda
yaşadığımız topraklarda
hüküm
sürmüş iktidarların modernleşme sürecinden, bunun bizden gizlenen
ayrıntılarından da söz etti. Konu ilgi çekici olunca, bol bol soru da oluştu
kafalarda; bu soruların dillendirilmesi hem sohbetin çerçevesini felsefe,
sosyoloji gibi alanlara yaydı hem de geçmişteki kapatma-gözetleme
uygulamalarının bugünle bağlantısı kuruldu. Keyifli ve bilgilendirici
söyleşimizi bitirdikten sonra, hem Gültekin’le hem de ikili-üçlü gruplar
halinde konu üzerine konuşmalar sürdü.
Söyleşi gününden notlar...
“Osmanlı Döneminde Anarşizm” Kadıköy’de
2 Aralık’ta, bir yandan derneğimizin mekanında Halil
Turhanlı ile postyapısalcılığın eleştirisi seminer dizimizi sürdürürken,
aynı saatlerde Kadıköy Uçarı Kafe’de Cemal’le Osmanlı Döneminde Anarşizm
söyleşisini bir kez daha yaptık. Söyleşimiz, hayatı Anadolu yakasında
geçtiği için her zaman dernek mekanına gelme fırsatını yakalayamayanların
yoğun katılımı ve meraklı sorularıyla güzel bir sohbet havasında geçti. Bu
arada, kafenin önünden geçenlerin de “İçeride ne oluyor?” türünden meraklı
bakışlarla bir süre içeriyi gözlemlemeleri de dikkat çekiciydi. Çaylarımıza,
Cemal’in verdiği bilgilerin yanı sıra Batı-dışı coğrafyalarda anarşizmin
varoluşu üzerine yaptığımız sohbet eşlik etti.
Postyapısalcılığın eleştirisine devam
2 Aralık Cuma akşamı Halil Turhanlı ile Postyapısalcılığın
Eleştirisi seminerlerinin üçüncü bölümü yapıldı. Seminer notlarını yakında
sitemizde bulacaksınız.
"İktidar, kimlik talebiyle gelmeyenlere tahammül edemez"
27 Kasım Pazar günü saat 17:30'da Ferda Keskin’le Foucault üzerine
yaptığımız seminerlerin ikincisi “yönetimsellik” kavramı üzerineydi. Yoğun
bir katılımın gerçekleştiği seminer, birincisi gibi oldukça keyifli ve
zihin açıcıydı. Fenerli Ferda da dinleyiciler de bu hoş seminer için
Fener-Cimbom maçının ilk 15 dakikasını kaçırdıklarına hiç üzülmediler.
Söyleşi gününden notlar...
"Dünyanın en iyi eğlendirilen ve en az bilgilendirilen
toplumları haline geliyoruz"
Ömer Madra ile Kutu Kutu Radyo başlıklı söyleşiyi 27
Kasım Pazar günü saat 14:00'da yaptık. Mevsime göre güzel bir havada,
karşılıklı konuşmalarla bir sohbet şeklinde geçen söyleşi iyi katılımın
hakkını verdi... Şu an medyanın gerçekleri söylemek yerine bunları gizlemeye
çalıştığını belirten Ömer, tüm haberlerin yoğun sansür sürecinden geçtiğini
vurguladı
Söyleşi gününden notlar...
Osmanlı
döneminde bu topraklarda anarşizmin etkisi neydi?
25 Kasım Cuma akşamı söyleşi konumuz “Osmanlı Döneminde
Anarşizm”, konuşmacımız Cemal Selbuz’du. Konu ilgi çekici olunca,
katılımcıların sayısı da çok oldu. Cemal, Osmanlı tarihiyle ilgili derslerde
anlatılmayan konulardan bahsetti. İttihatçı Abdullah Cevdet, Baha Tevfik,
Abdülhamit’e suikast girişiminde bulunan Belçikalı anarşist, Türk Anarşist
Cemiyeti ve Mehmet Fuat’ın bahsini hepimiz merakla bekliyorduk. Söyleşinin
en keyifli yanı ise Cemal’in dönemin anarşistlerinin eski dildeki
bildirilerini okumasıydı. Söyleşi notlarını yakında sitemizde
bulabilirsiniz.
Söyleşiden fotoğraflar
BDDİDD teorisi, 19 Kasım akşamının konusuydu
19 Kasım Cumartesi akşamı Gediz Akdeniz’le Kaos Kuramı
Arkası seminerlerinin ikinci bölümü gerçekleşti. “Bir teori: BDDİDD”
başlıklı bu bölümde, tabii öncelikle Gediz’in teorisinin açılımının
“Bağımsız Düzensiz Duyarlı İnsan Davranışları Dinamikleri” olduğunu öğrenip
–ne de olsa, broşürümüzde teorinin açılımını koymamıştık!– iktidarların
nüfusu normalleştirmeye çalışması ve buna karşılık normalleştirmenin nasıl
da sekteye uğradığı, dolayısıyla mutlak ve aşılmaz olmadığı üzerine örnekler
vererek sohbet ettik. Özellikle, Gediz’in, bu cendereden çıkış yolu olarak
dört köşeli, Avrupa merkezli düşünme modellerinin işimize yaramayacağı,
hatta bunlara yoğunlaşmanın sistemi beslemek anlamına geleceği yönündeki
düşünceleri, seminerin soru ve yorumlarla zenginleşmesini sağladı. Seminer
notlarını yakın zamanda sitemizde bulabilirsiniz.

"İktidarın
hakikatleriyle mücadele etmeliyiz"
19 Kasım Cumartesi günü saat 14:00’te Ferda Keskin’le Foucault üzerine
seminer dizimizin birinci bölümü vardı. “Söylem ve İktidar” başlıklı
birinci seminerde Ferda’ya Kaan Atalay eşlik edecekti. Ama kendisinin bir
rahatsızlığı nüksettiği için seminere katılamadı. İstanbul’da havanın
soğumaya başladığı Cumartesi günü, dernek mekanını yavaş yavaş dolduran
dinleyicilerle birlikte seminer başladı. Seminerden aldığımız notlar…
Söyleşi gününden notlar...
“Postyapısalcılığın
eleştirisi” seminerlerinin ikinci bölümü yapıldı
Halil
Turhanlı ile yaptığımız “Postyapısalcılığın Eleştirisi” başlıklı seminer
dizimiz sürüyor. İkinci seminer 18 Kasım Cuma günü yapıldı. Halil bu
seminerde, daha çok Negri’yi, Negriciliği, “İmparatorluk”u ve “Çokluk”u ele
aldı. Son derece keyifli ve günümüz devrimci felsefeleri açısından zihin
açıcı geçen söyleşiden bazı notlar derledik...
Söyleşi gününden notlar...
“Altın
kaos arayıcısı”yla kaos kuramı hakkındaki seminerlerin birincisi yapıldı
13 Kasım Pazar günü, “altın kaos arayıcısı” Gediz Akdeniz’le üç bölümden
oluşan “Kaos Kuramı Arkası” seminer dizisinin birinci bölümünü gerçekleştirdik.
İstanbul trafiğinin yoğunluğu, seminer dinleyicilerin sayısını çok fazla etkilemedi.
Dinleyiciler semineri beklerken sohbete koyuldular, Gediz’in konuşmaya başlamasıyla
dikkatler konuşmacıya yöneldi.
Söyleşi gününden notlar...
Mete Tunçay’la
“tarih”e karşı tarihi konuştuk
Derneğimizin
Sonbahar- Kış Aktivite Programının dördüncü söyleşisi olan Mete Tunçay’la
“Tarih”e Karşı Tarih, 12 Kasım Cumartesi günü yapıldı.
Mete Tunçay; imparatorluğu bir arada tutma gayesinden ulus devlet
yaratma sevdasına; Kırım Savaşı, Balkan Harbi, 1925 dönemindeki Meclis gibi
19 ve 20. yüzyıl Osmanlı/Cumhuriyet tarihindeki kırılma noktalarından Hürriyet
kavramının ilk kez telaffuz edildiği yeni Osmanlı muhalefetine dek pek çok noktaya
değindi. Solun resmî tarihinin dışladığı bazı tarihî gerçekleri de hoşsohbetiyle
aktaran Mete, Meşrutiyet İstanbul’unda solculuk yapan ve İngiltere’den para
alıp Fransız tramvaylarında grev yapmak gibi işlere girişen (Hüseyin) Hilmi’den,
Üçüncü Enternasyonal’in Şeyh Sait isyanı sırasında Ankara’yı desteklemesine,
Takrir-i Sükun Kanunu’nu destekleyen ancak bu kanun sonucunda yayınları kapatılan
ve sürgün edilen ya da Şefik Hüsnü gibi yurtdışına kaçmak zorunda kalan dönemin
Aydınlık çevresine kadar birçok farklı konuya ve olaya değindi.
Söyleşi gününden
notlar...
Cuma akşamı Halil Turhanlı’yla “postyapısalcılığın eleştirisi”
seminerlerinin ilk bölümü vardı
Halil
Turhanlı’nın dört bölümden oluşacak “Postyapısalcılığın Eleştirisi” başlıklı
seminer dizisinin birinci bölümü 11 Kasım Cuma akşamı SED’de yapıldı. Halil’in,
fazlaca tartışılan bir konuda seminer verecek olması, postyapısalcılığı savunan
ya da eleştiren pek çok kişinin dikkatini çekmiş olacak ki, salon oldukça kalabalıktı.
Söyleşi gününden notlar...
İkinci söyleşimiz Murat Çelikkan'laydı
Sonbahar-Kış
aktivite programımızdaki ikinci söyleşimiz 30 Ekim Pazar günü gerçekleşti. Saat
15:00’te başlayan, Murat Çelikkan’la “Büyük Gazetede Köşe Yazarı” olmak üzerine
yaptığımız söyleşi, sorularla renklenerek yaklaşık 2,5 saat sürdü.
Soğuk havaların iyice bastırdığı Pazar gününde, söyleşiye katılmak isteyenlerin
bir kısmı daha erken saatlerde gelerek çayla ısındılar. Saat 15:00’te artık
içerisi iyice dolmuştu. Söyleşi başladıktan sonra da insanlar gelmeye devam
ettiler.
Söyleşi gününden notlar...
Bu toprakların hayatları anlattı
Derneğimizin
Sonbahar-Kış Aktivite Programı dahilindeki ilk söyleşimiz, 21 Ekim Cuma akşamı
derneğimizde gerçekleşti. "Bir Özgürlük ve İnsanlık Meselesi. Bu Toprakların
Hayatları Anlatıyor" başlıklı söyleşimize konuşmacı olarak Sarkis Çerkezyan,
Fethiye Çetin ve Sarkis Seropyan katıldı.
Söyleşi akşamından notlar...
Renkli Fotoğraflarda "Siyah"ın Kısa Tarihi
15-31 Ekim’de Kadıköy’de
Anarşist bir yürüyüşün
yakın zamanlı hikayesi
Sosyal
Ekolojist Dönüşüm Derneği’nin daha önce Beyoğlu’nda Tarık Zafer Tunaya Kültür
Merkezi’nde düzenlediği Renkli Fotoğraflarda “Siyah”ın Kısa Tarihi başlıklı
belgesel sergi Kadıköy’de. 15–31 Ekim tarihleri arasında Kadıköy Bahariye
Caddesi Sanatçılar Sokak No: 28 adresindeki Uçarı Kafe, Renkli Fotoğraflarda
“Siyah”ın Kısa Tarihi’ne ev sahipliği yapacak. Sergi, yaşadığımız topraklardaki
anarşist mücadelenin farklı anlarını belgeleyen fotoğraf ve afişlerden oluşuyor:
“Önce bir avuç çocuğun ‘çocukluk hastalığı’ dendi. Ama çocuk büyüyüp gençliğine
yürümeye başlayınca, topraklarımızdaki teşhislerin de hastalıklı olabileceğine
dair gösteriye dönüştü. Hayalgücünün yolculuğu bugün hâlâ sürüyor. Bugünü ve
geleceği yaratırken, geçmişin bazı güzel şeyleri unutulmasın istedik. Yakın
zamanın farklı anlarını fotoğraflarla bir araya getirme çabamızda öncelikle
önemsediğimiz şey, yoktan varoluşun mücadelesinin hissedilmesi. Binlerce fotoğraftan
seçim yapmak bizim için oldukça güç oldu. 39 ana fotoğrafın yanında, nispeten
önemli bulduğumuz bazı fotoğraf ve afişleri de sergilemeyi bir fikir vermesi
bakımından anlamlı buluyoruz.”
Yer: 15 - 31 Ekim Uçarı Kafe Sanatçılar Sokak Bahariye -
Kadıköy
Ayrıntılı bilgi için...