Cuma akşamı Halil Turhanlı’yla “postyapısalcılığın eleştirisi” seminerlerinin ilk bölümü vardı

Halil Turhanlı’nın dört bölümden oluşacak “Postyapısalcılığın Eleştirisi” başlıklı seminer dizisinin birinci bölümü 11 Kasım Cuma akşamı SED’de yapıldı. Halil’in, fazlaca tartışılan bir konuda seminer verecek olması, postyapısalcılığı savunan ya da eleştiren pek çok kişinin dikkatini çekmiş olacak ki, salon oldukça kalabalıktı.

Cuma akşamı işinden çıkıp gelenler biraz gecikmeyle vardıkları için, sohbet başladıktan sonra salona geldiler. Halil’in semineri sırasında her zaman olduğu gibi ara ara dağıtılan sıcak çaylar da içildi.

Dinleyicileri selamladıktan sonra, seminerin ilerleyişine yardımcı olunması için sürekli soru ve itirazlarımızı beklediğini vurgulayan Halil, postyapısalcılığın hangi felsefî kökenlere gönderme yaptığını açıklayarak seminere başladı. Önce Deleuze’ü ele alarak, postyapısalcıların Hegel geleneğinin reddi noktasında Spinoza-Nietzsche-Bergson çizgisini öne çıkardıklarını söyledi. Bu noktada, Hegel’in gerçekten reddedilmesinin doğru olup olmadığı ve postyapısalcıların bahsettiği gibi bir çizginin gerçekten kurgulanıp kurgulanamayacağına dair fikirlerini anlattı. Son dönemde, anarşizmin postyapısalcılıkla ilişkilendirmesinin yanlış olduğunu söyledi; Aydınlanma’yı takip eden bazı sol akımlarla daha yakın bir bağının kurulabileceğini belirtti. Spinoza’nın felsefesini, postyapısalcılıkla bağları noktasında açan Halil, sürekli geri dönüşlerle postyapısalcılık ve Spinoza felsefesi arasındaki bağları açıklamaya çalıştı.

Halil’in genel felsefî tartışmaları da belirterek devam eden söyleşisi esnasında, Aydınlanma eleştirisi, anarşizm-postyapısalcılık, anarşizm-sol üzerinden, dinleyicilerin de müdahalesiyle sıkça tartışma çıktı. Kendisini “ortodoks anarşist” olarak tanımlayan Halil’in, Bakuninci anarşizm, Bakunin-Marx tartışmaları üzerinden vurguladıkları ilgi çekiciydi. Bilhassa Aydınlanma’nın özgürlükçü vurgularının bizler için hâlâ ilham kaynağı olduğunu söylemesi üzerine hararetli bir Aydınlanma tartışması baş gösterdi. Chomsky’nin “Marx’a karşı Bakunin, Lenin’e karşı Rosa Luxembourg” sözünü dillendirmesinin ardından da, anarşizmle marksizm arasında bağlantı kurmanın gerekip gerekmediği üzerine tartışmalar yapıldı.

Postyapısalcı düşüncenin, günümüzdeki iktidar ve kapitalizme karşı dikkate alınması gereken eleştiriler getirdiğini söyleyen Halil, yine de postyapısalcı düşünürlerin kendilerini akademi duvarlarına hapsettikleri eleştirisinde bulundu.

Halil’in seminerlerinin sonraki bölümleri, bir yandan postyapısalcılığın felsefî izlerini sürmeye, bir yandan bu akımın günümüz dünyasına dair söylediklerinin eleştirisini yapmaya devam edecek.

Halil’in seminerlerinin sonraki bölümlerinin yer ve tarihlerini aktivite programımızdan öğrenebilirsiniz.

2005-06 Sonbahar-Kış
Aktiviteler Programı

İletişim