|
||
Gediz, konuşmasının başında, üç bölümlük bir dizi yapacağı için tüm içeriği bir seferde tüketmek istemediğini, bu nedenle de sonraki seminerlerin içeriğine doğru bir sızma yaparsa kendisinin uyarılmasını istedi. Gerçekten de gelen soru ve yorumlar, ara ara sonraki seminerlerin içeriğine girince, herhalde “düğüm”ün sonraki sohbetlerde çözüleceği ortaya çıktı. Gediz, “anlatmak”tan çok “beraber anlamak” istediğini vurguladı. Seminer dizisinde vurgunun “kaos kuramı”ndan çok “kuramın arkası”na yapılmasının nedeninin, kendisinin ‘fizik’ten ziyade bu modellerin toplumsal alana uyarlanmasıyla ilgili konuşmak istemesi olduğunu söyledi. Altın kaos arayıcısıyla, modernizmin, kaos teorisi de dahil olmak üzere bilimin kutsal dokunulmazlığı ardında fizik kuramlarının metaforlarını kullanarak kendi iktidarını ve paradigmalarını sürdürmek ve güçlendirmek için nasıl kullandığını tartıştık. İktidarların kurguladığı simülasyonların toplumsal alanda nasıl bir iktidar işleyişi oluşturduğuna değinen Gediz, bu arada “sosyal bilimler”in nasıl bir iktidar uygulaması olarak oluşturulduğuna da vurgu yaptı; bilimadamlarının iktidarlarla ilişkisine de değinmelerde bulundu. Kaos kuramının temel kurgularını deprem, tufan gibi örnekler üzerinden anlatan Gediz, bunun toplumsal yansımalarını sonraki konuşmalarında ele alacağını söyledi. Sohbete aktif olarak katılan dinleyiciler (ki, böylece aslında salt “dinleyici” olmaktan çıkmış oldular) batı modernizminin paradigmalarını unutarak bu topraklarda hayalgücümüzü eyleme geçirmenin aracı olabilecek; ilerleme, doğrusallık, aydınlanma karşıtı bir kaos kuramının yönteminin ve yaratımının gerekip gerekmediği konusundaki fikirleri üzerinden tartıştılar; bunun nasıl olabileceğine dair katkıda bulundular. Modernizmin kendi geleceği için tehdit oluşturabilecek her türlü düzensizliği taşıdıkları insani duyarlılıkları da göz önünde bulundurarak kontrol altına alıp, kendi geleceği için ehlileştirdiği yaşamsal kültüründe kaosu gelip geçici bir durum değil, tarihin ve yaşamın ana ilkesi haline getirmenin modern iktidarların hayalgücümüzü, eylemimiz ve vicdanımızı yok etmeye, sınırlamaya çalıştığı her türlü yapısal ve kurumsal sacayaklarına saldırarak olabileceğini Gediz düşüncelerinde ifade etti.
Bu arada “altın kaos”un, simyadaki “altın oran”dan esinlenilerek bir söylem olarak kurgulandığını belirtelim. Seminerin ilk bölümüne katılanları ikinci bölüme bekliyoruz. “Birincisine gelemedim; bu durumda ikinci bölüme gelinir mi?” diye soranlar olacaktır. Çabamız beraber anlamak olduğu için, nasıl ki ilk bölümde ikinci haftaya dair değinmeler olduysa, ikincisinde de ilk bölüme geri dönüşler mutlaka olacaktır. Yani, cevabımız evet. Bekliyoruz. Gediz’le yaptığımız seminerin ardından, saat 18:00’deki film gösterimine kadar, seminerle ilgili sohbetler devam etti. Gediz, çayını alıp yanına gelen arkadaşlarla sohbetini sürdürürken, diğer masalarda da hararetli konuşmalar devam etti. Sonra, kendini medenî değil, yabanî hissedenlerle İçgüdü filmini ve filmin hakiki başrol oyuncusu Gümüşsırt’ın etkileyici performansını izledik. |