İkinci söyleşimiz Murat Çelikkan'laydı

Sonbahar-Kış Aktivite Programı dahilindeki söyleşilerimize
30 Ekim'de Murat Çelikkan ile devam ettik

Sonbahar-Kış aktivite programımızdaki ikinci söyleşimiz 30 Ekim Pazar günü gerçekleşti. Saat 15:00’te başlayan, Murat Çelikkan’la “Büyük Gazetede Köşe Yazarı” olmak üzerine yaptığımız söyleşi, sorularla renklenerek yaklaşık 2,5 saat sürdü.

Soğuk havaların iyice bastırdığı Pazar gününde, söyleşiye katılmak isteyenlerin bir kısmı daha erken saatlerde gelerek çayla ısındılar. Saat 15:00’te artık içerisi iyice dolmuştu. Söyleşi başladıktan sonra da insanlar gelmeye devam ettiler.

Murat Çelikkan, “Eminim çok da bilmediğiniz şeylerden bahsetmemi beklemiyorsunuzdur” diyerek başladığı söyleşisinde, aslında bilmediğimiz şeylerden de bahsetti!

Murat’ın ilk vurgusu “büyük gazete” tabiriyle kastın “anaakım medya” olduğu üzerineydi.

Köşe yazarı sayısının fazlalaşmasını, haber yapmanın pahalı olması ve gazetelerin haber yerine köşelere ağırlık vererek bu açığı kapatmalarının yanı sıra, egemen ideolojiyi yeniden üreten medyanın toplumun fikrî yapısını köşe yazarlarıyla (egemen ilişkiler lehine) güçlendirme isteğine de bağlayan Murat, batıdaki gazetelerde köşe yazarı sayısının burasıyla kıyaslanamayacak derecede az olduğunu söyledi.

Köşe yazarlarının yazılarına “baskı” uygulanması konusunda; esasen gazete yönetimlerinden ve yukarılardan doğrudan bir sansür veya emir vakasına pek rastlamadığını vurgulayan Murat, köşe yazarlarının çeşitli nedenlerle “otosansür” uyguladığını belirtti. Bir gazetedeki köşe yazarlarının nihayetinde gazetenin ideolojik yönelimine göre de seçildiğini, bunun son dönemde “kitle gazetesi” denen gazetecik anlayışıyla kısmen farklılaştığını söyledi. Gazetenin sahibinin ticarî faaliyetleri ya da gazetenin reklamvereni olan şirketler aleyhine yazmanın, doğrudan bir emir gelmese bile “otosansür”le bağlantılı olduğunu anlatan Murat, kendisinin başına da buna benzer bir olay geldiğini söyledi. (Daha sonra da bir soru üzerine olayı açıkladı.) Düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyen yasaların da yazarı doğrudan bağlayan konular olduğunu vurguladı. Ve tabiî, “otosansür”e yol açan bir başka neden de “tiraj kaygısı”. Köşe yazarının kendi okunurluğunu sağlamak için daha çok ilgi çekecek konular hakkında yazma eğilimi gösterdiğini söyleyen Murat, “İnternet sayfasında, kendi ‘reyting’inizi, kendi yazınızın kaç kişi tarafından okunduğunu görebiliyorsunuz. Şu konuyla ilgili yazdığınız bir gün üç yüz kişi, başka bir konuda yazdığınızda üç bin kişi okuyorsa, az okunan konularla ilgili yazmama eğilimi gösteriyorsunuz.” dedi.

Murat, medya sektöründeki tekelleşmenin ve başta Doğan Grubu olmak üzere, Ciner ve Karamehmet gruplarının medyanın çok büyük bir kısmına hâkim olmasının kendi başına bir sorun olduğunu belirttikten sonra, bu grupların medya-dışı alanlardaki ticarî faaliyetlerinin ve medya-iktidar ilişkisinin hem köşe yazarlarını hem de genel olarak gazetecileri bağlayan bir durum olduğunu ekledi.

Ardından konuşma, sorularla devam etti. Köşe yazarlığından ziyade medyanın rolü üzerine yoğunlaşan karşılıklı sohbet, dinleyicilerin de sadece soru sormalarından ve Murat’tan yanıt beklemelerinden öte kendi yorumlarını da yaptıkları hoş bir diyaloga dönüştü.

Saat 17:30 civarlarında Murat’la söyleşimiz sona erdi. Yarım saat sonra, saat 18:00’de başlayacak olan “Kendini Medenî Değil Yabanî Hissedenlere Film Gösterimleri” dahilindeki İki Kardeş adlı filmin gösterimine kadar sohbet edip çaylarımızı içtik. Film başlarken de, patlamış mısırlarımızı alıp gösterime ayrılmış salona geçerek, beyaz perdede “insanlara rağmen hayvanlar”ı anlatan filmimizi izledik.

2005-06 Sonbahar-Kış
Aktiviteler Programı

İletişim